Blogları Arşivle Son 20 Yorum

  • seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?



    seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
    elin elime degmeden avuclarımı terleten sıcaklıgını taa icimde hissetmek.

    seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
    ''seni seviyorum'' sözcügü dilimin ucunu ısırırken her konusmamızda bos yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

    seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
    aynı seyleri seninle aynı anda düsünmek birlikte aglamak gülmek. ve buradayken bile seni cılgınca özlemek.

    seninle olmanin en acı yanı ne biliyor musun?
    seni hic tanmadıgım bir sürü insanlarla paylasmak. senin yanında olan seninle konusan herkesi cocukca kıskanmak.

    seninle olmanın en mutlu yani ne biliyor musun?
    tanıdık birileriyle karsılasma tedirginligi ile yollarda yürümek yan yana...
    elimdeki semsiyeye inat yagmurda ıslanmak birlikte. elimde kırcicegiyle seni beklemek... ayni mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

    seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
    sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak...
    okudugum kitabın sayfalarında dinledigim sarkıların türkülerin siirlerin her mısrasında seni bulmak.

    seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
    seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattıgım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek...
    sevgili yerine yıllarca dost kalmayı basarmak. yalın ayak yürümek bıcagın en keskin yerinde. kanadıkca tuz yerine gözyaslarımı basmak yüregime.

    seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
    nereden bileceksin? sen benimle hic olmadın ki. olsaydın avuclarım terlemezdi... isırmazdım dilimin ucunu... özlemezdim seni yanımdayken... kıskanmazdım. korkmazdım yollarda yürümekten. islanmazdim yagmurlarda... yıldızlara aya dert yanmaz böyle her sarkıda sarhos olmazdım.
    korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize...

    ve her kulacta haykırırdım seni

    ama sen hic benimle olmadin ki...

    ya aklin baska yerlerdeydi ya yüregin... …

    29 Aralık 2008 5:17:03 PM
    Bu içerik 10 gün önce yazıldı.
  • Affetmek nedir?

    Affetmek insanı derinleştirir.
    Affetmek için, insanın ruhsal ve zihinsel olarak kendisini hazır hissetmesi gerekir.

    Çünkü affetmek bir seçimdir.
    Kimsenin zorlamasıyla affetmek mümkün değildir.
    Affetmek bir süreçtir. Birdenbire affedişler bile bir sürecin ürünüdür.
    Affetmeyi seçtiğinizde kimse size borçlanmayacaktır. Yani koşullu affetme yoktur.

    Diğer insanın da sizi affetmesini, değişmesini veya sizin istediğiniz gibi olmasını beklemeyin.

    Affetmek bir seçimdir.

    Amacı sizin rahatlamanızdır, sizin özgürleşmenizdir.
    Nefret duyduğunuz kişinin yaşıyor ya da ölmüş olması sizin affetme sürecinde duyduğunuz acıların yoğunluğunda bir farklılık yaratmayacaktır.

    O acılar sizin acılarınız.
    Affetmek kolay değildir.

    Fakat özgürleşmek için gereklidir.
    Çoğu insan affetmenin nefret ettiği kişiyi suçsuz ya da haklı bulduğu anlamına geleceğini sanır. Oysa affetmek, geçmişteki anıların boyunduruğundan kurtulmak, yaşamımızı kontrolü altında tutmasına son vermek demektir.



    Affetmek, o kişiyi sevmek değil.
    Affetmek, o kişiyle konuşmak zorunda olmak değil.
    Affetmek, o kişiyle ilişkiyi sürdürmek değil.
    Affetmek, o kişinin beklentileri doğrultusunda davranmak değil.
    Affetmek, o kişiyi kucaklamak değil.
    Affetmek, o kişiyi suçsuz bulmak değil.
    Affetmek, o kişiyi hakli bulmak değil.
    Affetmek, o kişinin verdiği zararları telafi etmek için çaba göstermemek değil.



    Affetmek kırgınlığın, kızgınlığın, nefretin hapishanesinden özgürlüğe çıkmaktır.
    Affetmek artık acıyı hissetmemektir.Yapılanları zihinsel olarak unutmak zaten mümkün değildir.
    "Duygusal unutma" affetmenin diğer adıdır.


    2 Kasım 2008 7:30:04 AM
    Bu içerik 67 gün önce yazıldı.
  • Ask Resimleri

     

     

    14 Nisan 2008 2:39:32 AM
    Bu içerik 269 gün önce yazıldı.
  • 50 ilk öpücük (50 first dates)



    50 Ilk Öpücük'ün ana karakterleri sevis-birak zihniyetinde bir Kazanova olan Henry ile her gece hafizasinin silinmesine yol açan ender bir nörolojik rahatsizliga sahip sanat ögretmeni Lucy.

    Soguk deniz canlilari veterineri olan Henry Roth bütün gelecegini planlamistir.Hawai'deki Deniz Yasami Parki deniz hayvanlarina bakmadigi zamanlarda, tatil aski arayisindaki turistlerin kalbini çalmakla mesguldür. Henry için uzun süreli bir iliski söz konusu degildir, zira böyle bir sey, 10 yildir planladigi Alaska'ya tekneyle gidip morslarin sualti yasamini inceleme hayallerini sekteye ugratir.

    Henry, rüyalarini gerçeklestirmeye çok yaklasmistir ki, teknesi Sea Serpent (deniz Yilani ) bir talihsizlik yasar ve Henry kendini Hukilau Café'de bulur. Buradaki müdavimler onu güvenmeyen bakislarla süzerken, Henry'nin bakislariysa müsterilerden güzel Lucy Whitmore'a takilir.

    Henry, tek basina kahvalti eden Lucy'ye görür görmez çarpilir. Genç kizin gözlemeleri metodik bir biçimde kesip mükemmel çadirlar haline getirisi ilgisini çeker ve Henry, ertesi gün tekrar Hukilau'ya gider. Lucy yine yalniz oturmustur ve bu kez gözlemelerini mükemmel kulübeler haline getirmektedir. Gözleme kabininin kapisi bir türlü kapanmayinca, Henry bu firsattan yararlanir ve Lucy'nin yanina gidip, kürdandan bir kapi mentesesi yapar.

    Iki genç gözlemelerden ve deniz memelilerinden bahsederken, Henry, Lucy'ye gitgide daha büyük bir ilgi duymaya baslar. Orali kizlarla çikma konusundaki kuralini hiçe sayarak, Lucy'yi ertesi gün beraber kahvalti etmeye davet eder. Ama bir sonraki gün Café'ye gidip, bir önceki günkü sohbetlerden söz edince, Lucy onun bir tür sapik oldugunu düsünür ve etraftan yardim ister. Henry'nin kim oldugu hakkinda hiçbir fikri yoktur. Henry anlar ki eger Lucy'nini sevgisini kazanmak istiyorsa, hayati boyunca her gün tekrar sifirdan baslamak zorundadir.








    14 Nisan 2008 2:39:32 AM
    Bu içerik 269 gün önce yazıldı.
  • Erkeklere göre ask nasildir?

    Ask biraz oyun oynamaya benzer ama bilin ki oyun arkadasiniz olan erkek, iliskinin basindaki heyecanini ve coskusunu zaman içinde yitirecektir. "Tavada balik" halinde, "göçebe leylek" haline kadar erkegin askmetresi nasil çalisir, bir bakalim...

    Erkegin yataginda aslan hali...

    Bir roman kahramanini andiran asiginiz yavas yavas ölçülmeye baslasa da, askinin olgunluk dönemindedir su siralar. Ayaklari yere basan tutkulu bir sevgilidir o. Sürprizler, ansizin aramalar gereksizdir artik. Baslardaki ask oyunlari, onun için sikici hatiralardir simdilerde. Evin baskösesine kurulmus asil aslan pozundan pek hosnuttur. Askiniz su an "slow motion" bir film tadinda ilerlemektedir. Bu dönemde kanepede beraber televizyon izlenir, yemek yapilir, baliga çikilir. Aliskanliklar da devreye girmeye baslamistir çoktan. Sofrayi hazirlarken sizi boynunuzdan öpmesi, isten çikmadan önce arayip ek bir sey olup olmadigini sormasi, beraber markete gitmek için teklifte bulunmasi artik günün siradan olaylari haline mi dönüsüyor? Aman dikkat, iliskinin bu dönemini monotonluga kaptirirsaniz, dönüsünüz çok zor olabilir. Tek çare degisiklik


    Erkegin tavada balik hali...

    Iliskinin en yeni, en heyecanli zamanlari. Bu dönemde durmadan aranirsiniz. Sulu sepken kompliman yagmurlari altinda boguldugunuzu hissedersiniz. Neredeyse bir seli andiran bu yagmurlari çok özleyeceginizi biliyor musunuz? Ama o ne kadar uçarsa uçsun, sizin ayaginiz yere basmali. Bu dönemde kontrolden çikarsaniz, büyük umutlarla basladiginiz iliskiniz isik hiziyla sona erebilir. Ask dolu tutkulu sözlerini, pembe kutulardaki hediyeleri kabul edin ama bu masala kendinizi fazla kaptirman. Saat on ikiyi vuracak ve büyü bozulacaktir. Aceleyle yerseniz, bu lezzetli baligin içindeki sivri kilçiklar bogaziniza batabilir.


    Erkegin çimende bukalemun hali...

    Hayatinda kimler var, Allah bilir... Simdi sevgilinizin en kurnaz zamanlari, sizi kaybetmeyi asla göze alamaz ama bir yerlerde kiristirmaktan da geri kalmaz. Siz onun mükemmel bir sevgili oldugunu anlatadurun ama gözünüzü de dört açin. Bulundugu ortama göre ne yapacagini iyi kestiren asiginizi kontrol etmek oldukça zordur. Her yaptigi hareket öyle planlidir ki, hiçbir seyden süphe etmezsiniz. Onu ele verecek olan sey, 360 derece dönmesi olacaktir. Yani, nasil olur da birden bire iliskinizin ilk günlerindeki heyecanli ve ihtirasli adama döner. Onca zaman sonra gelen bu parlayisi, bu tazelenmeyi hiç hayra yormayin. Artik açik sözlü ve güçlü olmanin zamanidir. Sevgilicilik oynamak size göre degil, kisa bir dönem sonra onu terk etmelisiniz.


    Erkegin kafesteki kus hali...

    Taze ve coskulu ilk demlerden sonraki dönemdir bu. Evcimen erkeginiz sizin sicakliginiza alismistir. Mutludur, huzurludur, ama kalbi pek hizli atmamaktadir. Sirnasikligi uçup gitmistir; gülmesi, oturmasi, kalkmasi yerinde bir erkek vardir karsinizda. Tam kivamindadir bugünlerde. Nazikligini hala korumaktadir. Size olan aski süphe götürmezdir. Kafesteki kustur yani. Sevilmekten pembelesen yanaklarinizla ve parlayan gözlerinizle hemen bir fotograf çektirmelisiniz çünkü su an dünyanin en güzel kadinisiniz. Yapmaniz gereken, kusu korkutmadan elde tutmaktir. Askin bu deli dolu zamanlarinda onunla mutlaka arkadas olmalisiniz.


    Erkegin agaçta baykus hali...

    Gözleri disariya kaymaya baslamis, ama siz fark etmiyorsunuz. Artik sizi sadakatine ve askina inandirmistir, fakat kalbi yeni avlar pesindedir. Su an gözlem dönemindedir, gözüne kestirdigi an harekete geçecektir, ona göre. Artik dokunuslari ve bakislari heyecan verici degildir. "Hiçbir sey eskisi gibi degil" diyerek basladiginiz ve beraberliginizi sorguladiginiz muhabbetlere katlanamaz. Kaprissiz ve soru sormayan kadin hala mükemmel kadindir. Bu yüzden, bu dönemi sessizce ama onu uzaktan dikkatle izleyerek geçirmelisiniz. Kangren olmus iliskinizi yola sokmanin ender çözümlerinden biridir bu. Hala çekici ve güzel bir kadin oldugunuzu bilmesi gerekiyor. Sakin bakimdan vazgeçmeyin ve formdan düsmeyin.


    Erkegin göçebe leylek hali...

    Kendinizi onsuz olmaya alistirin, artik bir arada olmaniz imkansiz. Bir sürü asamadan geçerek ayakta kalmayi basarmis iliskinizi sürdürmeye çalismak, mutsuzluktan baska bir sey getirmez. Hala çok seviyorum diyorsaniz, bir de ona bakin. Hiçbir sekilde dönmeye niyeti yok. Bir sürü duyguyu tüketmis. Bu dönemde erkekler sessiz kalmayi tercih ederler ama konustuklari zaman sefkat doludurlar. Gözlerine baktiginizda sizin için parlayan o isigi artik göremezsiniz. Kafasi yeni hayatiyla oldukça mesguldür. Içinizde olan biteni kavrayamaz, çünkü sizi bir arada tutan ortak duyguyu hissedemez hale gelmistir. Her iki taraf için de artik yola çikma zamanidir, ama farkli yönlerde... …

    14 Nisan 2008 2:39:32 AM
    Bu içerik 269 gün önce yazıldı.
  • Bu Sana Son Yazisim

    “Bu sana son yazisim...” diye baslayan bir mektup var su an karsimda.

     “Bu sana son sözüm” dermis gibi bakan. Simsiyah harflerle kirletilmis, bembeyaz
    bir sayfa. Neresinden bakilsa aci, hangi satirindan baslansa hüzün, hangi kelimesi okunsa güvensizlik.

     Oysa ki benim; batan günesin ardindan sarildigim, tepeden asagi inerken, çakil
    taslariyla birlikte yuvarlandigimda düsündügüm biri var…

     “Bu sana son yazisim…” bir ayriligin ilani gibi, ölünün üzerine son kürek toprak, gözdeki son damla, son kez el sallamak gibi…

     Oysa ki benim; Kisin sogugunda, dalgalarin kayalari dövdügü anlarda, firtinalarda savrulurken sigindigim biri var…

     “Bu sana son yazisim...” düsündüklerinin, hissettiklerinin ve yasadiklarinin benim için zerre kadar önemi yok demek degilse ne bu? Sen istedigini söyle, senin söylediklerinin hiç bir anlami yok demek degilse ne bu?

     Oysa ki benim; derinlerde soluksuz kaldigimda ve nefesimin bana ait olmadigini sandigimda, sonsuz gibi görünen karanligin ortasinda, umudumun tükendigi anlarda düsündügüm biri var…

     “Bu sana son yazisim…” diye baslayan ve sana hiç inanmadim, sana hiç güvenmedim diye devam eden satirar bunlar. Üstelik inanmam ve güvenmem için yaptigin hersey bosa kürek çekmek, yetersiz, yersiz ve saçma çabalardan baska hiç birsey degil bunlar.

     Oysa ki benim; burnumda yagmur kokusu varken, bulutlar hizla akip geçerken, ve çocuklar agladiginda, perdeler uçustugunda düsündügüm biri var…

     “Bu sana son yazisim…” ben bunlari hak ettmedim… Ama sen herseye müstehaksin, üzülmelisin, kirilmalisin, parçalanmalisin, yok olup gitmelisin… Senin söylediklerinden daha degerli baskalarinin ne dedigi, senden daha degerli baskalarinin ne düsündügü demek bu.

     Oysa ki benim; elimi uzattigimda ve saatin her çalisinda, yanimdayken özledigim ve uzaklasinca her an düsündügüm biri var…

     “Bu sana son yazisim…” Açikca diledigini yap, ben istedigim kadar daha yanindayim. Kendimi hazir hissedince girdigim gibi çikacagim hayatindan demek bu?

     Oysa ki; Aklimin kiyisinda dolasan ve dilimin ucundayken yanarcasina düsündügüm, deniz gözlerinde dolasirken yemyesil ormanlarda yok olup gittigim biri var…

     Tek kisilik dünyamda ölçülü adimlarla yürüyorum. Boshwer dim ve ben artik kendi MaSaL ima dönüyorum. Sana geliyorum. Aylardan Nisan, sabahin erken saatleri ve bahar…

    kaynak: takil.net

    14 Nisan 2008 2:39:32 AM
    Bu içerik 269 gün önce yazıldı.
  • [1]
YUKARI